30 Haziran 2008 Pazartesi

Şöför


Sokaklarda sefâlet kol geziyordu. Kim kime yardim edecek, destek olacakti? Issizlik yaygindi. Çevresi de perisandi. Bir yani yikilmaya yüz tutmus evcegizinin camindan yola dogru ümitsizce bakarken bir taksinin kapinin önünde durdugunu, içinden de bir yolcunun indigini gördü. Demek ki taksi soföründe az çok para olacakti. Çünkü müsteri indirmisti. Bütün cesaretini ve ümidini toplayarak evden çikip yola kostu. Yaklasip direksiyon basinda arabasini hareket ettirmek üzere olan soföre seslendi. – Sakin beni dilenci falan zannetmeyin. Üç çocugumla üç gündür aç beklemekteyim. Bu gidisle namusumu lekelenmemden korkmaya basladim. Allah rizasi için yardimda bulunun. Ben açliktan ölmeye raziyim. Fakat çocuklarimin çigliklarina tahammül edemiyorum.
Beklenmedik bir anda gelen bu “Allah rizasi için yardim” talebi zaten kit-kanaat geçinen soförü sasirtmisti. Düsünmeye basladi. Cebinde bir miktar parasi vardi var olmasina; ancak bu parayi aylardir biriktiriyordu. Çünkü taksinin dört lastigi de kabaklasmisti. Onlari degistirmek için çirpiniyordu. Zaten aksamlari eve gelince hanim da ikaz etmekten geri kalmiyordu:
– Ne zaman degistireceksin bu lastikleri? Birazcik geç kalsan, aklima kötü seyler geliyor. Acaba bir kaza mi yapti kabak lastiklerle?’ diye korku içinde bekliyorum.
O an için nefsi ve seytan birlik olup vesvese vermeye basladilar:
– Sen zaten zor geçinen kimsesin. Yardim edecek durumda degilsin. Bas gaza, git yoluna!
Fakat imani ve vicdani da söyle sesleniyorlardi:
– Para dedigin sey böyle gün için lazim olur. Belli olmaz Allah’in rizasinin nerede oldugu. Biriktirdigin parayi bu muhtaç hanima vermelisin. Tam yeridir. Çocuklari aç durumda, Onu namusunu kirleterek, para kazanma zorunda birakmamalisin.
Nihayet nefsini ve seytanini yenmis, cebindeki lastik parasini tümüyle kadincagiza uzatarak:
– Al bacim, namusunla yasa. Bu para bir müddet seni idare eder. Sonrasinda da Allah baska sebepler halk eder! Dedi. Minnet etmemek için de hemen gaza basip oradan uzaklasirken kadinin:
– Sen benim ihtiyacimi karsiladin, Allah da senin ihtiyacini karsilasin! duasini duydu. Gün boyunca kulaklarinda çinlayan bu duaya hep (amin) dedi.
Aksam eve gelince bekledigi soruyla yine muhatap oldu.
– Hâlâ degistirmemissin lastiklerini...
– Bir lastikçiyle anlastim. Yeni lastikler gelince hemen degistirecek... diyerek geçistirdi.
Bu geçistirme isi birkaç gün devam etti. Bir aksam yine eve gelirken iyice sikilmis, “Bu defa ne diyecegim?” diye düsünürken beklenmedik bir durumla karsilasmisti. Hanim kendisine adres yazili bir kagit uzatti, sonra da söyle dedi:
– Bugün bir lastikçi geldi, su adresi verdi. “Yarin bana mutlaka gelsin, lastiklerini degistirecegim” deyip gitti. Al su adresi. Belli etmemisse de bunun izahini yapamamisti. Çünkü böyle bir lastikçi ile konusmamisti. Merakla sabahi bekledi. Ilk isi kagittaki adrese gitmek oldu. Gariplige bakin ki tamirciyi hiç görmemis, buraya hiç gelmemisti. Elindeki kagidi uzatinca bir saskinlik iki tarafta da yasandi. Lastikçi:
– “Sen o musun?” deyip soförün boynuna sarildi, basladi hiçkira hiçkira aglamaya. Sonra da söyle devam etti:
– Tam üç gündür Resûlüllah Aleyhisselam rüyama giriyor ve bana, “Su adresteki soförün lastiklerini degistir, ücret olarak da benim sefaatime nail ol” buyuruyor. Allah için söyle. Sen ne türlü bir iyilik ettin, nasil bir hayir dua aldin ki Resûlüllah Aleyhisselam üç gündür beni ikaz ediyor, senin lastigini degistirmem için beni vazifelendiriyor?

Hiç yorum yok: